Bumerang - Yazarkafe
Bumerang - Yazarkafe

23 Kasım 2016 Çarşamba

Savaş



      Bazı masumiyetlerin arkası kirlidir. Kiminin izi dudaklarında, kiminin ki ellerinde, kiminin ki içlerindedir.

      Savaşta çocuk, kadın, yaşlı, doğa demeden ne var ne yok her şeyi ve herkesi yok etmek üzerine dönüştürüldüğü, tarihte bile benzerine rastlanmayacak ve kendilerine Müslüman diyen zalim bir topluluğunun yarattığı huzursuzluğunun ve mutlusuzluğunun yıkıntıları yaşıyoruz toplumca..

Savaşın dini rengi olmaz diyen politikacılar, aslında zaman zaman kendi halklarına da benzer bir tutum içinde oldukları tartışılmayacak kadar gerçek. Tahammülsüz bir dilin ve öfke dolu kutuplaşma cümlelerinden sonra sağ duyu çağrılarının hazimeti de başka bir psikolojik yıkıntı..

      Yukarıdaki fotoğrafın anlamını, içinde vijdan ve merhamet duygusu kalmış herkes çok iyi bilir. Onların mutlu oldukları tek şey oyundur. Belki bir yarış arabası belki bir bebek.. Bir daha çocuk olmayacakları gerçeğini unutmadan bunları ellerinden çalan politikacıların siyasi kararları olduğu da gerçeğin kabul edilmek istenmeyen bir başka sayfasıdır.  

Her anne babanın kendi çocuğu için yaşadığı gelecek kaygısı o çocukların anne ve babalarının için yok çünkü şimdiki kaygıları maalesef gelecekteki kaygılarının çok daha fazla önüne geçmiş durumda.

Hayatta ellerinde kalan tek şeyin umut olduğu, başta çocukları olmak üzere kendilerini de kurtarma çabası içine girmiş insanlara son paraları ile umut satıp yıkıntılarının üzerinden kazanan hain fırsatçılar, kıyıya vurmuş minik çocuğun bedenini görmezden gelebilecek kadar insanlıktan ne kadar yoksun olabilirler .. 

    Bizler açlıktan nefesimiz koksa bile kimseden geri kalmadığımız lükslük özentimiz ile, kafede restoranda aldığımız hizmetin egomuzu körüklemesiyle, iş yerlerimizdeki hırsın veya kıskançlığın samimiyetten ve dürüstlükten uzak, politik dilden geri kalmayışımız olan dertlerimiz ile uğrasa duralım...
Valize sıkışmış hayatları olan dünyanın çocuklarının sorunları sanırım önemini tartışacak değiliz değil mi?

Kendine insan diyen bu tür canlılar nedense herkesten farklı gibi görünüp aslında aynı olduklarının farkına pek varamazlar. Çünkü empati yoksunu olduklarını bilmezler..


 Sadece dünya mı? Ülkemin de her köşesinde her türlü ihtiyaca muhtaç olan o kadar çok çocuk var ki..
Ne yapabilirim diyen bir kaç sese seslenmek istiyorum.
"Her çocuk anne sevgisi ile büyümeli" adlı Koruncuk vakfının çok güzel sloganı ve bu başlık altında her yaş grubundaki çocuklara el uzatan dev projeler var. Yada "İçeride Çocuk Var" sloganı ile Türkiye'de farklı illerde bulunan kadın ceza infaz kurumunda 0-6 yaş arasındaki çocuklara dikkat çekmeye çalışan ve buna gönül veren yüreklerinde irili ufaklı iyilik besleyen binlerce insanlarla bir çok projede yer alıyorlar. 

Unutmadan, yapılan iyiliğin iyi niyetle de olsa şova dönüşmemesi ve insanları yarışa sokup psikolojik baskı ile zorunlu kılmakta çok doğru olduğu kanaatinde değilim..

Gelelim benim sloganıma.
  
Lütfen özgür bırakın oyuncakları.. 



http://www.koruncuk.org/

http://www.icerdecocukvar.com/


0 yorum: