Bumerang - Yazarkafe
Bumerang - Yazarkafe

Maske

      Bazen bir yazıyı düzeltmek yeniden yazmaktan daha zordur ya işte Barış Manço'yu
 düşündüğümde o anlardan birinin içine giriyorum..

      Her pazar, zamanın nasıl geçtiğini anlayamadan pür dikkat izlerdik Barış ağabeyi.. 

Hızlı konuşmasını anlamak için mi yoksa adam olacak çocukların içinde olma 
heyecanından mıdır bilmiyorum ama, henüz algılayamayanlardanım kaybını...

      Tam da doğanın gelinliğini giydiği vakit içinde anıyoruz seni.. Üç kuşağın içinden geçip,
 40 yıllık bu dolambaç içinde tünelin ucundaki bir ışık gibiydin bize... Şarkıların, kimi zaman 
ağır duyguların kimi zaman tarifsiz coşkuların nağmeleriydi..

      En güzel yanın ise, şimdikiler gibi siyasal şarkıcı patentliğini üstlenmemiş ve siyasal
sloganın olmamasıydı... Sakladığım fotoğraflarının ve gazete kupürlerinin arasındaki bulduğum
 tek sloganın "madem aynı şarkıları seviyoruz neden birbirimizi sevmeyelim"di...
 
      Bu akşam, Edip Akbayram, Suavi, Moğollar, MFÖ, Doğukan Manço, Kubat, 
Kurtalan Ekspres, Mabel Matiz, menajeri, aranjörü, adam olacak çocuklar ve ben 
eşlik ettik sana..
      
      Her geçen gün daha acıyor içimiz çünkü azaldığımızı anlıyoruz ve her gün azar azar 
daha azalıyoruz.

      Akşamın en can alıcı konuşmasını yapan, adam ettiğin çocuklardan Ozan'ın cümleleriydi..
      "Zamanı kaybetmek ile başladı her şey, sonra gerçekler kayboldu, sonra da sen.."
       Ardından Behçet Nejatligil'in bir şiiri geldi...

"sevgileri yarınlara bıraktınız,
 vermeye az buldunuz,
 yakut sevgiyi göstermeye vaktiniz olmamıştı"

Şimdi 13 yıldır hissediyor bu sevgiyi...

      Toplum için takılan maske ile yaşıyoruz Barış ağabey.
Barış gibi görünen her yerde menfaat kanı akıyor artık..
Ve gittiğim heryer kuramadığım cümleleri kurduruyor artık bana.

      Yani Barış ağabey, nereye gidersem gideyim dönme ihtimalimi düşünmüyorum, 
yolculuk nereye diyene ondandır hep uzağa deyişlerim..
      
     Özlemle...

0 yorum: