Karaköy’deki balıkçı Ali ağabeyin yanına uğradım bugün dostum Kayhan'la.
Kızdırmışlar Ali ağabeyi bırakmış ortaklığı. Arada uğradığını gönlünü alacaklarını sözünü alsamda ben yanını görmüştüm onda bir kere..
Yosun kokusuna boğulmuş, çoğu zaman balıkları görme umuduyla denize dalmış giderken günün geç saatlerinde kilidini vurmadan gelir rakısını paylaşırdı benimle..
Ben ona Amasra’yı anlatırdım o bana denizdeki hikayelerini, ben ona bungee jumping (intihar provası der) anlatırdım o bana hayatın, herkesle yatağa girip kimseden hamile kalmamak olduğunu anlatırdı..
Yani ne siyaset konuşurduk nede kadınları.. Bizi bitiren onlar diyor, ikisine de kapılmayacaksın.
Kaç yaşında olduğum yada nereli olduğum hatta ne iş yaptığım onu hiç ilgilendirmemişti,rakısını içtiğim zamanlarda dertlerimizi konuşmadan bile dinleyebildiğimizi fark ettiğimde aynaya baktıklarında kendilerine bile dürüst olamayan hayatını eğlence, giyim-kuşam ve para hırsına bürünmüş o insancıklar için bir kere daha üzüldüm..
Yani Ali ağabey;
Kuş olmanın ne demek olduğunu anladığım gün,
ayaklarımın yere basmadığı gündü..
Tek fark;
o özgürce havada idi,
bense özgürlüğüm alınmış bir kafeste..
OknOkty